1 Ekim 2010 Cuma

Latife mi Edersin?

Ben kendimi Ülkü bilirken geldi gündeme bu soru: "Latife misin? Fikriye mi?"... Bizim hoca değildim, ben boş durdum, yapıştıramadım cevabı: "Peki sen Atatürk müsün?" diye...
Atatürk'ün bile iki kadın arasında gönlünün bölünmüş olması hep tuhaf gelmiştir bana... Bir tarafta saf, dürüst, sadık ve zarif kadın Fikriye. Öbür tarafta eğitimli, zor ve baskın kadın Latife. Adamcağıza "ne ordular yönettim ama bi kadını yönetemedim" dedirten kadın. Aslında adamcağız da haklı... Tüm bu özellikleri taşıyan kadınlar çok az...
İşte bana da geçenlerde bu soru kıymetli umduğum birinden geldi: gizem sen fikriye misin? latife mi? diye... bi durup düşündüm... Aslında ben hep ülkü olmuştum şu ana kadar... ne de güzel etmiştim... Öyle fırfırlı elbisler giyim, şımarayım, keyfini çıkartayım oynadığım oyunların, Atamın... Ne latifesi? Ne fikriyesi?
Sonra bi ara bi latife olayım dedim, kontrol kısmı hoşuma gitti de huysuzluktan sıkıldım... Latife mi edersin? dedim gizeme... Fikriye oldum... o da fazla düz geldi... o kadar sakinlik, zariflik durmadı üstümde... Kendim olamadım... Ben dedim en güzeli ülkü kalayım... Yavaş yavaş topladım kendimi... Dolu dolu, çocuk gibi şımarıkça, deli dolu ama özünde saf yaşayayım gene... Hem zaten Atatürk'de yok ki karşımda...
Etme beni kategorize... Pıt koydum nostaljik müziğimi... Andım Cumhur Önalı... bırakayım kendimi şöyle oh ne rahat!











www.izlese.org/beni-kategorize-etme-sezen-aksu1.html

1 yorum: