Çeyrek asırdır aklımda birşeyler tutma konusunda oldukça başarısız olmuşumdur... Yani aslında en tutulmaması gereken bilgiler kalır ve herkesin üzerine konuşmayı sevdiği şeyler bir şekilde gider bu hafıza kıvrımları düzleşmiş beynimden... Zayıftır işte benim de hafızam, ezberim...Mesela en korkup nefret ettiğim ödev Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi için arapça dua ezberleme ödevidir. Çok şükür Arapça duaları ezberlemenin bir yolunu bulmuş, ahlaksızlıktan da kurtulmuşumdur...Abi bu çalan Hovizons değil mi? Yok ya Norina Kofsa! gibi ruhu gıdayla dolu insanların diyaloglarından da mümkün olduğu kadar uzak durmuş, kaçmış ve manasız bulmuşumdur... Karşındaki insanın bahsettiği kişiyi tanıyor olmanın dayanılmaz hafifliği de hep gaz yapmıştır bende... Dinlemişimdir arabeski, rocku, cazı, cazgırı söyleyenine takılmadan...
Bir de alıntı denilen kelime çalıntıları vardır hiç aklımda tutamadığım... Dickens der ki, Konfiçyus'un da düşündüğü gibi, Hugo'nun kaleme aldığı gibiler... önemli şeydir birilerinin ne dediğini, düşündüğünü bilmek... Entel yapar adamı... Hele birde dilciyseniz fena afillenir yazılarınız "Tolkien der ki.." lerle başladınız mı yazınıza, bu adamlar Avrupalı'ysa da; girmişsinizdir siz çoktan müzakeresiz şu çok hevesli olduğumuz birliğe...Onlar düşünür söyler, biz ezberler tekrarlarız... Gel gör ki bu alıntıcı entellere kimsenin birşey demediği bir konuda birşey sorarsanız kalıverirler... Hem zaten bir insan kendi fikrini desteklemek için başkasının sözüne neden ihtiyaç duyar ki özünde yeterince zenginse? Üretmek değildir başkasının lafını tekrarlamak, durdurur insanın kafasını...
Bizler zaten kafasına darbeyi yemiş bir jenerasyonun durgun zekalı çocukları olarak daha çok sürrealist akımı bilinç altıyla takip eden pop şarkıcıların "bandıra bandıra" söylediği şarkıları dinlemiş, "bumbum bum dallardan başka dallara uçmuşuzdur" ve o uçuş anlarında da ufkumuzu oldukça genişletmişizdir. Uçamayanlarımız da olduğumuz yerde zıplayarak tepki göstermişizdir. Ne yapabiliriz ki başkalarının fikirlerini, sözlerini, şarkılarını ezbere kullanmaktan başka? Sorgulamaz, sormaz, düşünmez, düşündürmez, eleştirmez, eleştiriye gelmeyiz... Bunları yapabilenlerimiz de açar yarım ekmeklerini sıktırır urfa kebaplarının üzerine biber gazlarını... Lezzet katmak için mi? Yok canım... Anneniz size hiç demedi mi küfretme sürerim ağzına biberi diye? ondan işte...
Hadi bu yazıyla daha fazla vakit kaybetmeyin, birilerinin yazılarını, düşüncelerini, sözlerini okuyup başkalarına aktarın, alın, az biraz da çalın... Okumayı sevmiyorsanız da evlenelin, birilerini bulamıyorsanız da aileniz bulsun size; ne göreceksiniz hayatınızı paylaşacağınız insanı, o da olmadıysa evlilik programlarına gidin... Sonra da üç çocuk doğurun Allah rızkını verir nasıl olsa. Oturtun çocuklarınızı da Baby TV'nin önüne, yakın seçtiğiniz ampülleri de kalmasın çocuklarımız da karanlıkta... Onlar da alışırlar elbet bizim jenerasyonumuz gibi ışıkta uyumaya... İyi geceler devrim çocukları... Atalarımız ne demiş? "Düş(ün)enin dostu olmaz"...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder