16 Şubat 2011 Çarşamba

Silence of The Lamb

Durmak gerekir bazen... Susmak... Sustuğun yerde durmak... Durduğun yerde daha bi susmak... Bazen dalgalar öyle güzel taşır ki seni derinlere, geriye baktığında ne kadar uzaklaştığını görürsün karadan... Susarsın da içemezsin, tuzludur deniz...

Dalgalarıyla gelir üstüne hayat... işte orda durmak gerekir... durgun olmak, emin durmak, çırpınmamak... O durgunluktur insanı yaşatan... suyun üzerinde tutan... zaman geçer, sürüklendiğin sükunette "dinlenir"sin... iyi gelir bedendeki, zihindeki irili ufaklı yaralara o ilk başta canı yakan sükunetin tuzlu suyu... zaman geçer, bir bakmışsın iyileşmiş hepsi... durur demlendirirsin ruhunu, bir olursun dalgalarla susarak... sustukça sözlerin, dinlendirirsin seni...

Ufacık bir suyun içinde başlar bu hayat... küskün beklersin dünyanı başın dizlerinle bir olmuş... susarak başlarsın hayata... yeterince büyüdün mü, yeterince oldun mu, oluverirsin birden... İşte o zaman manasız bir ağlamaya hak kazanırsın ilerideki ağlamalarının yanında susmak gibi kalan...

susmak gerekir bazen... suyun üzerinde kalıp dinlendirmek gerekir kendini, bedenini, ki dalgalar seni karaya sürüklediğinde dingin ve iyileşmiş basabilesin seni bir gün üşütmeyecek toprağa... Basma zamanın geldi mi de toprağa yeniden, susmak gerekir gene, tebessüm etmek, gitmek gerekir... susabildiğin kadar uzağa gitmek... susadığın sular izlerini silene kadar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder