Bazı adamlar o kadar imkansız, o kadar güzel işler yapar ki onlarla ilgili konuşmak artık manasızdır....
Adam atomu bulmuştur kedimizi çözümler, susarız... Adam yerin çektiğini kanıtlamıştır yere elma atar, susarız... Adam soneler yazmıştır okuruz, susarız... Adam senfoniler bestelemiştir dinleriz, susarız... Adam Beşiktaşı şampiyonluğa taşır izleriz, susarız...
Antoni Gaudi 1852 de İspanya'nın küçük bir köyünde yoksul bir aileye doğmuş ve babası hayatta olmadığı için annesi ile birlikte doğanın içinde büyüyüp doğadaki örüntüleri, şekilleri ve mucizeleri gözlemlemiş ve yaptığı tüm işlere bunu yansıtmış çok özel bir mimar. Jenga oyununda en fazla üç kat çıkabilmiş, Lego'da (Danimarkacada: leg godt-play well) uzun bir blok yapmakla sınırlı kalmış ve hayatı boyunca ev deninlince iki pencere bir kapı ve tüten bacalı bir ev çizmiş olan ben bu adamın eserlerini görünce Pavlov'un zilini duymuş biçimde bakakaldım...
Tim Burton animasyonlarından birinin setlerine hissettim kendimi o hıristiyanlığın soğuk, acı dolu ibadethanelerine tuhaf bir huzur ve neşe katabilmiş bu adamın Sagra da Familia'sı...
Kendi eserlerini de şöyle ifade etmiş üstad: "Those who look for the laws of Nature as a support for their new works collaborate with the creator."
İşte çekebileyazdığım birkaç resim:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder