12 Aralık 2010 Pazar

Eleştir-i YoruM

Reklam denilen şey günümüzde bir sürü suni renkli, imitasyon gürültülü imgenin veya mesajın bilinçaltımıza hücumundan ibaret bir iletişim süreci haline gelmiş durumda... Eskiden televizyonu reklamlar için açan ben şu an bilinmez numaraları aramaz olmuş, sinemalara fragmanları kaçırmamak için 5 dakika önce giren ben filmlere yarım saat sonra girer olmuşumdur... Tüketime meyilin artmasıyla, reklam kalitesinin düşmesi orantısını bir türlü kuramadığım bugünlerde, kendini bu reklamlardan ayırmayı başarmış şahane bir kampanya umudumdaki kırgınlığa Baticon'u basıveriyor... Belki sizin de gözünüze herhangi bir Diesel vitrininde çarpmıştır "Be stupid" kampanyası. Adamların temel söylemi de şu özetle: "Akıllılar eleştirir, aptallar yaratır. Aptal olun..." Şa-Ha-Ne!

Bu güzel reklamın da çeşitli konularda kıymetli gördüğüm insanlardan eleştiri alma dozumun günde üç kere tok karnına haline çıktığı bu günlere denk gelmiş olması beni biraz da şaşırtmıyor değil esasında.

Eleştiri ince sanattır. Yabancı kökenli haline bakacak olursak da "critique (kritik)" okunuşuyla zaten önceden sinyali verir alıcısına. Kritiktir...

Yapılan işleri eleştirmek kolayken, çevremizdeki insanları eleştirmek daha bi kolay gelir bizlere... Kimi bunu "senin iyiliğin için"le süsler, kimi "dedikodu" der, kimi de "mükemmelliğe giden yola yardım" olarak adlandırır... E madem mükemmeliğe gitmem için yardım ediyorsun, sen neden gitmiyorsun o mükemmelliğe? diye düşünürüm hep ben de...Hatta geçenlerde ben tüm bu yazdıklarımla çelişip, sürekli birşeylere söylenirken babamın "Sürekli birşeyleri eleştiriyorsun farkında mısın?" diye beni eleştirmesi ile eleştiri benim için epik bir hal almıştır. Eleştirmeyi eleştirirken eleştirmek... Buna cevabınız fine thanks and you? olabilir evet... Ama inanın eleştiriyi anlamak da şu kurduğum cümleleri anlamak kadar zor gelir hep bana...

İnsanoğlunun Türk cinsi çok sever eleştirmeyi, sevdiği kadar eleştirilmemeyi... Eleştiriyi de genelde yapıcı değil yıkıcı, çoğu zaman da kırıcı bir uslüple yapar 111bin 27 adet kelime kapasitesi olan güzel dilimi de alet ederek... Benim de bir eğitimci olarak kendimi eğitmekten hariç kalan zamanımda dediğim şudur "Sen daha iyisini yapana kadar eleştirme"... Şimdi bana diyeceksiniz ki birşey eleştirmeden nasıl daha iyi olur? Ben de en nihayetinde Nasreddin olmasam da bir hoca olarak boş durmadan yapıştıracağım burada cevabımı... Eleştirdiğiniz kısımları ekleyip bir de kendiniz yapın o kadar da geliştirmek istiyorsanız birşeyleri... Üretirseniz eleştirdiğiniz kadar; kahramanlar yaratmaya ihtiyaç duymaz kahraman olursunuz hem en güzelinden...

Ben Diesel'i ayakta alkışladım 162cm civarlarında... Buna bir eleştirisi olan?

1 yorum: