Asıl kıymetli olan ölümdür bence... Ölür gibi ölmek... "Öbür taraf"ı, bu dünyanın günahlarını, sevaplarını, kurallarını düşünmeden yalnızca ölebilmek kalp kırmadan... Yazmaya uğraştığınız şeyler silinir zaten zamanla... Yüzümüz, gülüşümüz, sesimiz, bedenimiz... Var olduğumuzdan çok daha yok oluruz...
Var olmaktan daha güzeldir hem yok olmak... Yokuzdur zaten ya en başında... Var olmaya başladığımız günden itibaren de tembihlenir birşeyler bize nüfus kağıdımızın "dini" hanesine yazılı olduğumuz inancın dahilinde, başka bir dünyanın vaadiyle... Ona göre inanır, ona göre bedenimize şekil verir, ona göre giyinir, ona göre sevişir, ona göre evlenir, ona göre kazanır, ona göre harcar, ona göre yer içeriz kimimiz... Kimilerimiz buna inanç der, kimlerimiz ahlak, kimilerimiz de "doğru" yaşamak... İnanmayanımız da kendi ürettiğimiz teoriler, kuramlar çerçevesinde kendi kendimize bildirdiğimiz bilime sarılırız... Yaşarız, yaşatırız iyi birşey olduğuna inanarak kendimizi bir şekilde... Çok da matah birşey olsa yaşamak neden insanoğlu eskir ki hem gün geçtikçe?...
Severiz eskimeyi, eskitmeyi... İnsanız neticede... Açgözlüyüz, nokta koymak istemeyiz... hep bir virgül, hep bir parantez, hep bir üç nokta peşi sıra... hayatın tadını aldık mı bir kere cesaret edemeyiz o üç noktanın ikisini silmeye... İmla kurallarına takılır dururuz varlığımızda... Kimimiz yüklemsiz kurarız cümlelerimizi, kimimiz manasız, kimimiz yarım bırakırız, kimimiz üzerine düşünür, kimimiz karalarız... Çekimleriz varlığımızı tekil, çoğul şahıslara göre... Ölüm yaşamın yalın halidir aslında...
Tabutumuzun üzerine bayraklar serilmiş olsun olmasın, bedenimiz çürümüş ya da sağlam olsun, arkamızdan insanlar ağlasın ağlamasın, geride bıraktıklarımız bizi yaşatsın yaşatmasın... Hep bir sonrasında var olma çabamız, inancımız vardır... Hakkını verme, devam edebilme çabamız... Küçük dünyamızı birleştirip başka dünyalarla, onlara da bulaştırırız yaşamımızı... Eksik kalmayalım ister, ekler de ekleriz hayata...Yorarız, ağlatırız, güldürürüz, sevdiririz kendimizi, kendimizdekileri... Kimi zaman da ölümü düşünür kıymete bindiririz hayatımızı...
Ama asıl kıymetli olan ölmektir dedim ya... Yalın ölmek gerekir, eksiz, saf...
Tarihini kafama kazımak istemediğim, bundan birkaç gün önce ölümü kokladım biraz, tam alamadım ama kokusunu burnumun direği sızladığından... İçimde birşey düğümlendi sadece, daha çok düğümler atılacağını düşündüm, korktum sevdiklerimin ölümlerinden... Onların yokluğundan korktum... Onlara dokunamamaktan, onların sesini duyamamaktan, onlara doyamamaktan korktum bencilce... Bir cümlede de tuhaf bir korku ekledim kendime yazarken yeni sayfama... İşte gene yaşamak dedim... Doldurdum bu yazımı da yalnızca virgüller ve üç noktalarla...Acaba benim ne zaman bitecek defterim... Boş kağıdı olan?...
.Seni ÇOK seviyoruz Şua Anne.
death is only the beginning
YanıtlaSil