13 Şubat 2012 Pazartesi

FaReMiSol Köyün Kabalcısı...



Kadıköy'den biniyorum vapura... Yolum kısadan hallice... Vapurda pupa yelken, rota Beşiktaş. İndiğim gibi Nişantaşı dolmuşuna binip evime gitmek için yol alıyorum. Soğuk belin altında dondurma derecesinde. Hava genel olarak biraz puslu ama şehre kurt indirecek kadar değil. Ama astigmattan mıdır nedir bilmem bir bulanıklık var görüşümde. Dolmuş kuyruğundayım kertenkele kıvamı bitiyor kuyruk...Yenilenip duruyor...

Kendimi dolmuşta buluyorum.... 3.5 kişi için üretilen ergonomik arka koltuğuyla bir tasarım harikası olan bu özel sarı dolmuşlarda zar zor arkama yaslanıyorum... Solumda orta yaşlımsı bir teyze sağımda iki bey.

Yanımdaki "bey" para çıkartmak için öne doğru kaykılıp beni kamufle eder şekilde elini cebine atıyor. Dışarda kuyruk tıklım tıkış. Bir tartışma duyuyorum:

Dolmuş kapısında bekleyen kadın: "Abi nereye bineyim dolu işte?!"
Dolmuş kapısında görevli muavin: "Abla bin işte yer var!"
Dolmuş kapısında bekleyen kadın: "Ya nerde var yer Allah aşkına???"
Dolmuş kapısında görevli muavin: "Çocuğu alsınlar kucaklarına geç şu beylerin yanına."

Dolmuşçuya hak veriyorum. "Alsınlar tabi çocuğu kucakları..!?!" derken bahsedilen çocuğun ayakları yere değmeyen, yanındakiler yüzünden üst kısmı gözükmeyen ben olduğumu fark ediyorum. Dünyam yıkılmıyor ama bir Miss Turkey'i 10cm ile kaçırmış olma gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmek zorunda kalıyorum.

Ama insanlara acımı yansıtmamak adına : "Abi sen benden 2.10 yerine bi 50TL al. Madem o kadar genç gösteriyorum." diyorum direksiyondaki dolmuşçuya....Tüm dolmuş ahenkle tebessümleşiyoruz... Spontane kahkaha atanlar da var gereksiz...

Bilmiş teyze bu yanımdaki rahat durur mu hiç? Yapıştırıyor cevabı: "Siz öyle sevinip 50TL veriyorsunuz genç mi görünüyorum diye ama az kaldı kucağa oturuyordunuz. Ha ha haaay!" diyor.

Bardağın boş kısmını gören teyzemin suratına benim tarafımda kalan dolu kısmını atıp kendine getirmek istiyorum. Guy Ritchie filmlerindeki hayali surata su fırlatma görüntüleri gözümden film şeridi gibi geçiyor... Derken telefonumun alarm sesini duyuyorum... Bir sağa bir sola döneyim derken uyan... yoo uyanmıyorum. Bu da bir rüya falan değil. Alarmımın sesi zil sesi tonuyla aynı ve bir sağ bir sol yaparak dolmuşta yerime sıkışıyorum. Böyle bir sonla polisiye bir tat kalmak istedim hikayeme... Güldürürken düşündürsün diye...

FareMiSol KöyüN KabaLcısı'Yım en nihayetinde...

3 yorum:

  1. Ya bu foto nerden? :D Süpermiş!!..

    YanıtlaSil
  2. Tophane-i Amire kukla sergisi Maymun'dan... Şahane!http://nonim.blogspot.com/2012/03/bir-sergi-hayvan.html

    YanıtlaSil
  3. Hehehe, süpermiş hakkaten, hastası oldum!

    YanıtlaSil