21 Aralık 2011 Çarşamba

Vasiyet Budur Ağalar... (1)



http://www.youtube.com/watch?v=9HNCzpoUZ7E&feature=related

Ölmek insanın dünyasına gelen bir haciz gibidir... ve insan tanrıya karşı olan borcununu ödemek hiç bir zaman yeterince zengin olmayacaktır.

Geçtiğimiz günlerde dünyamın içindeki bir dünyaya daha haciz geldi yine... bu sefer biraz daha yakınıma, ama ruhumdan belki biraz daha uzağına... Ne acayip bir his bir ölünün yan odasında soluyup kimin gerçek olduğunu sorgulamak. Bir daha o insanı göremeyeceğini düşünüp onun yerine kendin için, onun için daha ne yapabilirdim demek... Onun yokluğuna üzülenlere üzülmek... İnsanın ne için yaşadığını, nelere koşturduğunu ve hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu çıplak bir insan vücuduna bakar gibi olabildiğince gerçek, kendine yakın ama rahatsız edebilecek kadar apaçık görmek...

Ölüm insanın en yalın, dünyanın ise en yalan olduğu hali. Ölülerin bedenlerinin kokup içlerinin huzura kavuşması ve dirilerin temiz kokup ruhlarının kokması da bu iki dünyanın arasındaki alaycı zıtlık sanki...

Zıtlaşmaya hazır olmak, her an elindeki her şeyi kaybedebilecek gibi yaşamak gerek belki de... İyi insan olmak... Açık olmak... Hırs, kin, ego, nefrete iyi çekilmiş bir Şarlo filmi gibi duymadan gülmek... Uzun bir vasiyet yazmak yerine ölünce bir başkası okunsun diye, güzelce nasihat etmek gerek her gözünü açtığın sabah aynada gördüğün benliğine yeni günde kendisi kullansın diye...

Ondan vasiyet budur ağalar bende... Doğumgünüme 4, hacizime bilmem kaç kala...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder