5 Temmuz 2011 Salı

Tama"ME" ile ben

Saat olmuş 23:33 burda, Türkiye'den algım bir saat geri... Yorgunluğuma verin. Nerede miyim? İşte burada http://www.ville-saint-malo.fr/#googtrans/fr/en... Herkeslerin bir gün emekli olup yerleşmek istediği yer Bodrum'un bir versiyonunda... Yirmi günümsü bir süre daha buralardayım. "Abi Avrupa'ya yerleşip insan gibi yaşayacağım"a uzak, "off bi döner olsa da yesem"e yakın kıvamlardayım... Henüz özleşmedim ülkemle, İstanbul uyurken yola çıktım yokluğumu pek fark etmemiş, uyandırmayın yakında dönerim nasılsa dedim...

Epeydir yazmamıştım, yazamamıştım... Kıymet veren insanlar sordu iki kelime tuşlayayım dedim ben de... Yoğun bir dönem geçti ağlak, muğlak ve mutlak... Okul bitti, tatil geldi, koşturmacalar, haberler, düğünler, gezmeler, tozmalar, hastalıklar, sağlıklar... Bir taraftan ötekine yavaştan birikti kumlar...

Kum tanelerinin bir kısmında Daçka'lı öğrencilerim Savaş Oyunları diye şahane bir oyun sergilediler onu izledim. Oyun boyunca iki saat güldüm ama çıkışında üç saat özlem gözyaşı döktüm. Pek kıymetli hissettim kendimi kendini bilenlerin davetleri ve telefonlarından sonra. Sevgi çok acayip bir şey insan hakikaten tüm iyi niyetiyle elinde ne varsa karşısındakine sunuyor ve o bağı kuruyorsa karşılığında da bir şekilde çok güzel şeyler alıyor, kıymetli hissediyor. İyi ki :) diyip tükürük bezlerinin kontrolünden kendini alıkoyuyor...

Ama insanlar bazen de edep tutulması yaşıyor, edepsizleşip kalp kırıyor. "Edep tutulması" sevdiğiniz kişi ile sevginizin arasına kendinizin girmesi sonucu sevginizin etkisinin sevdiğinize ulaşamamasıdır. Medcezir ruhlu insanların bir parçası olan bu edep tutulmasını şımarıklığa da bağlamak mümkündür. Karşınızdaki insan size o kadar kıymet verir ve her şeyi o kadar özenerek yapar ki hırçınlığınızı farkedilmez sanar, edep tutulmasına yol açarsınız. Mesela ben buralardan ayrı kaldığım sürelerde bir sabah anneciğime bir edep tutulması yaşattım... Pek oturdu içime, hoş olmadı... Ama işte hoş olmadığı için de adı edep tutulması = edepsizlik işte.

Onun dışında elle tutulur gözle görülür buzlu cam, yağlı kağıt kıvamı bir hallerim olmadı şu aralar... Ama pek kendime düşmüş buraları ihmal etmişim. Gene bir yazasım geldi... Bir de bu aralar kendimi http://www.youtube.com/watch?v=bMQAnhIzGbA nin 00:52- 01:00 civarlarında gibi hissediyorum... Üzerime bir gölge düşmüş, elimde ufacık kesilmiş minik bir röntgen filmi... Tutulmayı izliyorum...

2 yorum:

  1. ekseriyetle seni anlardım.. anlayamayınca cümle de kuramıorum sanırım..

    YanıtlaSil
  2. anlaşılmasın diye yazdım biraz da... pek cümle de kuramadım zaten...

    YanıtlaSil